21 Mart 2016 Pazartesi

AFFETMEK

Sizce affetmek nedir? Hiç düşündünüz mü? Kim affeder? Kim affedilmeyi hak ederSorulması gereken o kadar çok soru vakiBen ilk olarak affetmekle ilgili konuşmak istiyorum. Biraz araştırdım, baktım kaynaklara ancak en doğru sonucu bilgiyi kendi içimde buldum sonunda. Aslında her şeyin 🔑  içimizde olduğunu keşfettim.

           Her gün hayatımıza isteğimizle ya disteğimiz dışında giren bir sürü insan var. İster 6 yaşında olalım ister 46. Her şekilde iletişim ve etkileşim halindeyiz insanoğluylaHerkesle harikulade anlaştığımız söylenemez tabii bir sürü olumsuzluğa maruz kalabiliyoruz. Örneğin;çok sevdiğimiz bir kişinin bir yanlış anlaşılma yüzünden size nankörlük etmesi, fevri davranıp kalbinizi kırması yahut size ır ithamlarda bulunması gibi. Peki ya sonra? Diyelim başınıza böyle bir olay geldi. Siz ne yaparsınız? Bu yanlış anlaşılmanın üzerine bir de yanlışın üzerine gidip karşılıklı ağız dalaşına mı girersiniz onunlaYoksa susar ve içinize mi kapanırsınız?Bakın ben ne yapıyorum: Karşınızdaki kişiyi ya da kendinizi affedebilmeniz için gereken birkaç küçük ipucu vermek isterim sizlereBen hiçbir zaman başıma gelen bir şeyi küçükdiyerek es geçmem. Ayrıntıların küçük şeylerde saklı olduğuna inanlardanım. Herhangi bir kişi bana kırıcı bir tutum sergilediğinde öncelikle o an sakin kalmaya çalışır ve derin bir nefes alırım. Yüz ifademe, jest ve mimiklerime hâkim olup rengimi belli etmem karşı tarafa. En kızgın halimde bile gülümsemeye çalışırım içimdeki fırtınaya rağmen. İkinci aşamada ise karşımdaki kişinin bana söylemiş olduğu sözlerin ya da sergilemiş olduğu tutumun can yakmak için mi yoksa sadece psikolojik bir savunma mekanizma amacıyla mıgerçekleştiğini anlamaya çalışırım. Karşımdakinin beden diline dikkat eder ve gözlerinin içine hatta en derinine iner bakarım çünkü gözler ruhun ve iradenin aynasıdır. Gözlerkişinin ruh dünyasını hemencecik ele verir. Eğer karşımdaki kişinin sadece kendini savunma amacıgüttüğünü anlarsam sesimi hiç yükseltmeden ama kendimden yüzde yüz emin bir ses tonuyla onunla konuşur ve yanlışın neyden kaynaklandığını bulmaya çalışırım. Kendimden de asla taviz vermem. Böyle anlarda güçlü bir duruş sergilemek çok önemlidir. Durumu hallettiktensonra güler bir yüzle oradan ayrılır ve bir karar veririm. Eğer sorun yaşadığım kişi benim için önemli biriyse onunla görüşmeye devam eder, olayı sineye çekmeye ve unutmaya çalışırım. Bunu unutmak istediğimi kendime tekrar tekrar söylerim. İçinde bulunduğum durumu tahlil ederim ve belki sinirli olduğu ya da nasıl davranması gerektiğini bilmediği için öyle demişderim. Lakin karşımdaki kişi beni kasıtlı olarak hasedinden ve kıskançlığından incitmeye çalışıyor ise hiçbir şekilde soğukkanlılığımı bozmadan ona oracıkta uygun bir dille cevabını verir, beni kıskandığını ve yaralamak için böyle bir tutum içerisinde bulunduğunu kendisine söylerim. Bu şekilde bir başkası ile konuşamayacağını belirtirim. Akabinde bu şekilde sadece kendini küçük düşürdüğünü ve beni yücelttiğini söylerim. 

Bir arkadaşınız,  yaşadığı bir olaydan sonra size art arda önceden planlanmış gibicümleler sarf ediyorsa emin olun ki o kişikendi içinde hep sizi düşünmüş ve size karşı kin beslemiştir. Bu durumda şöyle düşünüyorum: Bir kişinin size sataşması, kin beslemesi aslında onun farkında olmadan bilinçaltında kendisini küçük, sizi de daima büyük görmesindendir. Sizin ışığınızın parıltısı onu rahatsız etmiştir. Bir kişinin sizi kıskanması, sizin mükemmelliğinizi, onunsa karakterinin değersizliğini ortaya koyar. Siz olmasanız kendisinden daha iyi olan başka birine aynısını yaşatacaktır. Aslında kıskanılmak,imrenilmek, örnek alınmak pek de kötü bir şey değil. Nasıl bu kadar emin konuşabiliyorum? Kıskanıldığımı biliyorum da ondan😜
İnsanlar farkında olmadan bilinçaltından gelen dürtü, duygu ve ailesinden almış olduğu genlerle hayatı ve olayları tahlil eder. Kendi içimde bu mantığı yahut bu felsefeyiçözdüğüm için bir kişi beni kırdığı zaman bile onu kolayca affedebiliyorum. Sanmayın yapılanları unutuyorum. Asla, asla unutmam ama ona kin besleyip kendime zarar vermem sadece unutmuş gibi yaparım. Kendi içimde o kişiyi affetmenin bir yolunu ararım. Bana neden bunu yaptı? Neden beni üzdü, neden kalbimi kırdı? Bunları kendime sorar ve bir cevap bulurum. Kendisini değersiz bulduğu ve kendi eksikliğini kapatmak için seçtiği bir hedef tahtası olarak beni gördüğünü kendime sürekli söylerim. Niye ona sinirlenip onun dediklerinitekrar tekrar düşünüp kendimi ruhen yorayım ki? Belli ki adamda ailesel ya da çevresel koşullardan dolayı oluşmuş bir aşağılık kompleksi var. O yüzden niye ben de adamın içinde bulunmuş olduğu acı ve hüzün dolu havuza atlayayım ki? Hiç gerek yok böyle şeylere! Bırak kendi çamurunda boğulsun pislik düşünenler. Elbet bir can simidi atan olur onlara daAdam bana bilinçaltında "Ben yaralıyım ve sen benden daha iyisin, ben bu eksiği tek başıma çözecek yetiye sahip değilim o yüzden de sana sataşıyorum." diyor aslında. Yani bana farkında olmadan iltifat ediyor. 
Siz siz olun,  hiçbir şeye peşin hüküm vermeyin ve insanları anlamaya çalışın. Onların bilinçaltına inin. Benim canımı yakanın ben de canını o anda okurum demeyin! kişinin öz geçmişine ve aile yapısına bakın. Çocuk, ailenin yansımasıdır. Tabiki her zaman âlimdenâlim doğmaz. Evde hep azarlayan, hor gören, duygu ve düşüncelere saygı duymayan bir baba figürü, üstüne üstlük hep olayları kapatmaya çalışan zavallı bir anne vardır belki görünmeyen sayfalarda. Kendisine saygı gösterilmediği için başkasına saygı göstermeyi bilemez böylesi. Bu tarz kişiler daima mutsuzdur ve bizleri de mutsuz etmeye, hayat enerjimizi bizden çalmaya çalışırlarBu yüzden onu affedin ve serbest bırakın kendi yoluna gitsin. Yolunu bilmeyen bir gemi sert bir kayaya öyle ya da böyle çarpar. Bırakın dalgalar onu kendisini bekleyen kıyılara vursun. Siz affederek kendi vazifenizi tamamlıyorsunuz. Ayrıca unutmayın ki her şey ama her şey biz insanoğlu içindir. İyisiyle ve kötüsüyle… O kişiler bize bir imtihan olarak gönderilir ve yaşanan olaylardan bir ders çıkarmamız gerekir. 
Başkasını affettik diyelim. Peki ya kendimizi kolay affedebilir miyizKabul ediyorum ki kişinin kendisini affetmesi daha zordur. Yaptığımız hatalar geleceğimizi şekillendirmektedir.  Bu bilinçle düşünmek bizi hata yapmaktan korkar hale getirir. Hep ‘keşke yapmasaydım’ diyen bir kişi olursunuz. Her ne olursa olsungeçmiş geçmişte kalmıştır ve önünüze bakmalısınız. Yanlışınızdan ders çıkarıp aynısını bir daha tekrar etmemelisiniz. Kendinize çok katı olmayın ve yaptığınız tüm yanlışın aslında o an ne yapacağınızı bilmediğinizden ötürü olduğunu bilin. Elinizde değildir, içinde bulunduğunuz şartlar ölçüsünde hareket edebilirsiniz. Bu şartlara her zaman biz karar veremiyoruz ve bu noktada kader devreye giriyor. Biraz kaderci olursanız aslında başınıza gelen her şeyin er ya da geç olması gerektiğini ve size bir ders vermek hedefiyle gerçekleştiğini göreceksiniz. Bir de sık sık kendinizi çok sevdiğinizi ve affettiğinizi söyleyin aynalara. Bir süre sonra içinizde acıyanyaralar geçecektir. 
Eğer hayata bağlanmayı denerseniz kalp ve ruh yükünüz hafifleyecek, yüzünüz her daim gülecek ve bu bağlamda stresten uzak bir yaşamınız olacak. Bu eleştirisel ve neden sonuç ilişkisine dayalı küçük düşünme yöntemi çok işe yarıyor. Siz bakmayın uzun uzun yazdım bu kadar şeyi aslında uygulaması çok kolay olacakGeç kalmadan bana kulak verin. 
Buğra Kaan 




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder